git bana yağmur sesi al
marketin rafında en alt katta
üstünde doğal yağmur sesi yazacak
natural rain sounds, okyanus da var
ocean yazıyor üstünde oooşın diye okunur
okumayı söken dalgalar vurmadan buzlu camlara
bir şey al üstüne çünkü üşütür
üstünde bir şey yazmayan yağmurlar
okyanusla yağmur arasından bağırıyorum
git bana çabuk duymazsan çölüm yanar
can çekişirken bataklığında sesler
uçak maskeleri gibi kulaklıklar art arda
düşüyor art arda yağmur taneleri gibi
gibiyle benzetmelerden hoşlanmam
hoşlanmam kurcalamasın kimse
cd oyuncusunun çekmecesini
eller yukarı su tabancasıyla yukarı eller
boşalt kasayı kaç ırmak çaldığını biliyoruz
aç ve kitle ağır ağır yağmur sesine kendini
sağnak dinene kadar çıkma odandan
bir yağmur sesine kitlenen herkes gibi
gibiyle benzetmelerden hoşlanmam
dindikçe yağmur play tuşuna bas ne korkunç oyun
dindikçe ağrın play tuşuna bas ve üfle ağrına
üfler gibi bir yüze alev almayan
bir koşu git bitmeden yağmur sesi
marketin müzik rafı tutuşmadan bir koşu
bak söylemedi deme uzun bir kuyruk var önünde
bu yağmur sesi yetmeyecek kimseye
A. Ali Ural