KANA KARIŞAN BİR ŞİİRDİR ALİ URAL’IN SESİ – Mustafa UÇURUM

Ali Ural, günümüz edebiyatında insan yetiştirmenin ne kadar faydalı bir uğraş olduğunu yaptığı çalışmalarla göstermiş, edebiyat dünyamıza yeni isimler kazandırmayı kendine bir görev bilmiş ender isimlerden biridir. Bizde genelde hatırı sayılı bir süre çalışmalarıyla varlığını sürdürmüş isimler daha sonraki yaşamlarında inzivaya çekilmeyi tercih ederler. Hatta yazıp çizmeyi bile rafa kaldıranlar çok olmuştur. Ali Ural, 90’lı yıllardan bu yana dur durak bilmeden yeni ürünler ortaya koyan, çıkardığı dergileriyle ses getiren, yayınevi çalışmaları ile kendi kıstaslarından ödün vermeden yeni eserlere ve isimlere imza atan daha da önemlisi atölye çalışmaları ile okurları yeni isimlerle buluşturan şair, yazar ve işin mutfağında yer alan bir hocadır.

Merdiven dergisi yıllarında tanışmıştık Ali Ural ile. O yıllardan başlayan tanışıklığımız hiç sekteye uğramadan günümüzde de aynı içtenliğiyle devam ediyor. Karabatak dergisi onun görünen yüzünün en somut yanlarından biri. Klâsik bir dergi anlayışının ötesinde özgün dosya konuları ile yapılan işin ne kadar kayda değer olduğunu da gösteriyor Karabatak. Ayrıca, usta isimlerin yanında her sayı dergide yer alan yeni ve genç isimler de edebiyatın yaşayan canlı yüzünü gösteriyor bizlere.

Böylesine bir usta kalemle, gönüller kuran bir isimle aynı dergide, aynı mekânlarda bulunmak benim için büyük bir mutluluk. Ural’ın şiirlerinin bende özel bir yeri vardır. Onun şiirini okurken kendinizi uçsuz bucaksız bir edebiyat deryasında hissedersiniz. İlham aldığı her kaynağın izini şirininin kıyısında köşesinde hemen yakalarsınız. (Bu bağlamda, Ural’ın Şairin Şairleri kitabı da yol göstericilik anlamında önemli bir eserdir.) İlk kitabından bu yana parça parça okuduğum Ali Ural şiirleri için bir beklentim elbette vardı. Heyecanla beklediğimiz kitaplar gibi. Keşke çıksa dediğimiz ve çıkışıyla “Tam da bu işte.” dediğimiz kitaplar…

A.Ali Ural’ın toplu şiirlerini de işte bu heyecan ve merakla bekledim. Çünkü çok iyi biliyorum ki onun edebiyat adına yazdığı her cümle, kurduğu her dize yol gösterici bir ışıktır. Edebiyatı sadece bir sanat olarak değil ilim olarak da gören ender isimlerdendir o.

Şimdi Kana Karışan-Toplu Şiirler ile edebiyat dünyamıza kıymetli bir eser kazandırdı Ural. Şiirleriyle, sanatın bir ince işçiliğe dönüştüğüne şahit oluyoruz. Şiir üzerine çalışmak sözünün her dizede hakkıyla yerine getirildiğinin somut bir göstergesidir Ali Ural şiiri.

Kana Karışan’ın Giriş yazısını Hüseyin Su kaleme almış. Yazıdan anladığımız üzere, bizlerin böyle bir esere ulaşmasında Hüseyin Su’yun da katkısı büyük. Yazısının başında edebiyat dünyasında toplu şiirlerin öneminden bahsettikten sonra bunu ifade ediyor Su.

Ali Ural’a, Kana Karışan -Toplu Şiirler- adlı bir şiir kitabı yayımlamayı önermem de işte bu düşünceden doğdu.”

Kitabın sonunda Ali Ural’ın “Kana Karışan Şiir” isimli yazısı var. Bu yazıyı bir manifesto, Ali Ural’ın Poetikası olarak okumak gerek. Şairin şiir yolculuğuna şahit oluyoruz biz de. Şiirin ne olduğundan başlayıp hayatı kuşatan ayrıntıların şiire dönüşme serüveni de diyebiliriz buna.

Kiremit parçaları vardı sonra, inşaat artıkları. Tebeşirimiz yoktu. Bu kiremit parçalarıyla kırmızı çizgiler çizerdik sokaklara. Mermer taşlar kaydırırdık üzerinde. Taşlarla çizgiler arasında bir gerilim alanı vardı. Bu çizgiler şiirdi.”

Ali Ural, öğretici yanını hiç ihmal etmiyor. Okurken, yazarken, bir şiirin kapısını aralarken onu bir yol gösterici olarak görebiliyoruz. Ural’ın yazısını özellikle genç şairlerin mutlaka tekrar tekrar okumasında fayda var.

İlham çok şairin kanına girmiştir. Şiire can verdiği gibi şiirin canını almıştır. Etkiye açık olmak kadar etkiye kapalı olmak da bir değerdir şair için ve her gülümseyenin peşine düşmek onu sadece küçültür.”

Kitap, Mustafa Könecoğlu’nun “Resimde Görünmeyen Şiirler ya da Ali Ural’ın Harladığı Ocak” yazısı ile sona eriyor. Könecoğlu, Ural şiirine kitapları üzerinden değerlendirme yapıyor. Tam isabet bir tespitle de yazısını noktalıyor.

Ali Ural’ın nöbeti devraldığı şair, baba ocağının en büyüklerinden biri olan Mehmet Âkif’tir. Ali Ural’ın da merkezî sembolü Âkif’te olduğu gibi hilâldir. O da tıpkı Âkif gibi altında toplanılacak bir gölgelik olarak hilâli işaret eder, kendisiyle birlikte bütün milletine: sen hilâli seç, diyerek…”

Şiirlere geçecek olursak; 1998 yılındaki Körün Parmak Uçları ile başlayıp 2022 tarihli Kâğıda Sarılı Rüzgâr ile sona eren ve her zerresi kana karışan şiirler bunlar. Elbette Ural’ın şiirle yolculuğu devam ediyor. Toplu şiirlere giren dört kitap var elimizde. Körün Parmak Uçları, Kuduz Aşısı, Gizli Buzlanma, Mara ve Öteki Şiirler, Kâğıda Sarılı Rüzgâr Ali Ural’ın şiir sermayesinin meyvesi olan eserleri. Daha kitapların isimlerinden başlayan bir özgünlük sizi hemen şiire davet ediyor. Sadece kitap isimleri ile kalmıyor bu özgün tavır. Ural’ın şiirinin temel yapısını da bu kendine has şair sesi oluşturuyor. Güneş Kavanozu, Gece Merdiveni, Terbiyeci Kaplumbağa, Çalıntı Ateş… bunlardan sadece birkaçı.

Dizelerin üzerinde çalışıldığını hissettiren bir özen hemen ele veriyor kendini. Sağlam yapılı kurgu ve sözü yormadan lisanı hâlin, şiire dönüşen hayatın izleri Ural şiirinin köşe taşlarını sımsıkı tutuyor.

Yazarken öğretiyor şiiri Ural. Karabatak dergisinin dosya konularını tamamlayan şiirleri, gündemdeki konuları işleyen şiirleri onun şiirinin hayatla olan mesafesini de gösteriyor bize. Yaşanmışlıkları dizeler eşliğinde tam tekmil vaziyette şiir olarak kuruyor Ural.

nasıl yükselir merdivenlerden rüzgâr
topu taca atıyorum birkaç dakka kazanmak için
gökyüzü berrak rüzgâr soğuk uzuyor gölge” (s.345)

Akif, yıkıldı Kudüs biz tivit attık gece
kassam füze, haber ajansları fotoğraf
canavar yaşıyor çarpmadıkça göğsümüz
kahrolsun kelimesi bir el bombası
patlamadı unutmuşuz pimi çekmeyi
gazap kıvılcımlarından bize ödünç ver” (355)

kimse köprüyü kesemez çünkü
makasları köreltecek kadar keskindir köprü
takma bacakla adam atanın ayağı düşer denize
sen kim ey Mankurt, Deli Dumrul kim
ödünç rüzgârlarla şişen yelkenler yırtılır
devrilir küfrün şarabıyla yalpalayan dudaklar” (276)

Hayatı ıskalamadan ve yaşamın sıcaklığıyla şiirini buluşturuyor Ural. Şiirin nefes alıp verdiğini dizeler arasında ilerlerken hissediyorsunuz. Kana Karışan bir sahihlik var onun şiirinde. Şiirin de bir hakikat olduğunu anlıyorsunuz.

Ali Ural’ın toplu şiirleri bir şiir külliyatı olarak Türk şiirindeki yerini aldı. Bu şiirleri okurken şiirin tanımını zihninizde tüm parçaları yerine oturtarak yapacaksınız ve her şiirden sonra kanınıza karışan şiirin azizliği ile; iyi ki şiir var diyeceksiniz.

Teferrüc Sayı 26 2025 Ocak Şubat Mart