ALİ URAL’IN ŞİİRLERİNDE GELENEK VE MODERN BAKIŞ – Ertuğrul Aydın

Öyle mi Kars elinde/
Çığ kopar kar selinde

Âşık Zülâli

Son dönem Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Ali Ural, şiirlerinde gelenekten gelen değerlerle modern bakışı, tema ve teknik olarak başarıyla uygulamıştır. Türk halk ve klasik Türk şiirinin dünyasını kendi şiirine yansıtan Ali Ural, modern Türk şiirinin evrenini oluşturan katmanları da kodlayarak; anlatımsöyleyiş, dış yapı ve gramer yönüyle yeni bir üslup ve bakışı ortaya koymuştur.

Türk halk şirininin temsilcilerinden Posoflu Âşık Zülâli (1873-1956), Ali Ural’ın anne tarafından büyük dedesidir. Yukarıda epigraf olarak yer verdiğimiz ve Ali Ural’ın akrabası olduğunu söylediğimiz saz şairi Posoflu Âşık Zülâli’nin içinde söz sanatı ve ustalıklı anlatımı barındıran iki mısrası, onun aynı zamanda divan tarzı şiir yazma özelliğini yansıtmaktadır. Anadolu, Kafkasya ve Batı Asya’da da tanınan Âşık Zülâli’nin, pek bilinmeyen bir özelliği de beslenme kaynağı olarak Namık Kemal ve Gaspıralı İsmail’den etkilenmiş olmasıdır. Bu durum, onun şiirini gelenek ve kendi çağını yan yana işlediğini göstermektedir. Böylece, bugün modern Türk şiirinin içinde önemli bir konumda yer alan Ali Ural, yabancısı olmadığı halk şiirinin karakteristik özelliği olan duru anlatım ve söyleyişteki yalınlığı kendi şiirlerine taşımıştır. Öte yandan, klasik şiir temsilcilerinden, Yunus Emre, Fuzuli, Şeyh Galip ve Nedim damarını beslenme kaynağı olarak seçtiğini gözlemlediğimiz Ali Ural, şiirini geleneğin süzgecinden geçirerek; modern yapı ve anlatımla okuyucu karşısına çıkarmıştır.

Ali Ural, ilk şiir kitabı Körün Parmak Uçları’ndan (1988) son şiir kitabı Kâğıda Sarılı Rüzgâr’a (2022) uzanan çizgide ve arada kalan diğer şiir kitapları Kuduz Aşısı (2006), Gizli Buzlanma (2013) ile Mara ve Öteki Şiirler’e (2017) uzanan yolculuk boyunca, söyleyiş-anlatım-metafor üçgeninde Türk şiirine önemli yapı taşları eklemiştir. Bu kitaplardaki şiirlerin hemen her biri, çok katmanlı okumalar, modern Türk şiirinin gelenekle harmanlanan cephesi ve dilin saf/temiz özeliklerini taşımaktadır.

Ali Ural’ın şiir külliyatını oluşturan ve yukarıda isimlerini saydığımız beş şiir kitabı, 2022 yılında Kana Karışan1 adıyla, -bir anlamda- divan şiirinin “hamse”/beşleme geleneğine denk gelen “toplu şiirler” olarak okuyucunun karşısına çıktı. Böylece, okuyucunun yazım süresi kırk yıla yayılan Ali Ural’ın şiirlerini toplu hâlde görme imkânı ve bir şairin şiir serüvenine tanıklığı da gerçekleşmiş oldu.

Ali Ural’ın şiirlerinde, poetika/şiir sanatı anlayışında çok katmanlı ve simgeye dayalı anlatımlar kadar; gelenekten beslenen dünya ve modern bakışını yan yana ve iç içe görürüz. Kelime kadrosu, soyutlamalar, yeni ve söz sanatlarına yaslanan söylenişler bakımından da zengin olan Ali Ural’ın şiiri, hem kendi çağı, hem de kendinden sonraki kuşaklara referans oluşturmuştur.

Şiir dışında, deneme ve hikâye gibi diğer edebî türlerde de eserler veren Ali Ural, şiirin koordinatlarını bu türler üzerinde de göstermiştir. Şiir-deneme, şiir-hikâye arasındaki bağlantı ve kesişim noktalarını çok iyi gören ve uygulayan Ali Ural, özellikle Fener Bekçisinin Rüyaları (2011) adlı hikâye kitabı ile Posta Kutusundaki Mızıka (1999) ve Raf Ömrü (2019) isimli deneme kitaplarında bu durumu birer üst metin olarak işlemiştir. Sözünü ettiğimiz bu kitaplardaki şiir-hikâye-deneme türlerinin kesişme noktalarını, birer arka plan metin okumaları şeklinde de görebiliriz. Dahası, bu metinlerden metinler/arası bir okuma yaparak birer “izlek” haritası çıkarabiliriz. Keza, Fener Bekçisinin Rüyaları kitabında yer alan “Eğik Bir Omzun Meyvesi” hikâyesinde geçen, “Kurşun kalem tökezliyor. Yanlış cevabı işaretliyorum.”; “Bir tas zehirle bekleme başımda.”; “Tüfeğim sırtımda. Fişeklerim çapraz.”; “Çakısıyla yüzümü çizdi güneş” söylemlerinin şiir-mensur şiir formunda anlatım özelliğiyle türler arasındaki yakınlaşmayı gösteren örnekler olarak dikkat çekmektedir. Aynı şekilde, diğer hikâyelerinde geçen, “Kanın rengi belli değil, fotoğraf siyah-beyaz”; “Kırmızı damlalar düşüyordu kızıl toprağa”; “Korkma sokağı dinlemeye devam et” ve “Biraz dolaş açılırsın” söylemleri de yine şiir-hikâye türleri arasındaki geçişi örnekleyen saptamalar arasında yer almaktadır. Öte yandan, Ali Ural’ın Raf Ömrü adlı deneme kitabı, bize dünya edebiyatının sayfalarına açmış; hem deneme türünün izlerini takip etmemizi, hem de Yabancı, Açlık, Dava, Palto, Doğu Ekspresinde Cinayet, Küçük Prens, Satranç, Tatar Çölü gibi kült kitaplar üzerinde düşünmemizi sağlayarak arka plan analizi yapmamızı kolaylaştırdığını söylemeliyiz.

Ali Ural’ın şiirlerine metin çözümlemesi noktasından yaklaştığımızda, gelenek ve modern söylem çözümlemelerini kolaylıkla yapabiliriz. Meselâ, Ali Ural’ın ilk kitabı Körün Parmak Uçları’nda yer alan şiirlerden “İz” şiirinde geçen, “yumuşak bir silginin de izi kalır kâğıtta/pazar yerleri görür ağaçlar rüyasında” mısralarını şiir bütünlüğünü oluşturan tablo içinde seçkin referanslar olarak görebiliriz. Yine aynı şiirdeki, “valizimi hazırlamama yardım et/kelimeleri sol tarafa koy”, “ayrı ayrı koy güneşli günlerle karlı günleri” ve “en üste koy şiirlerimi” mısralarını estetik endişenin dışa vurulmuş biçimi olarak düşünebiliriz. Şairin, “Körün Parmak Uçları” şiirinde geçen, “karnavalda kaybolur gümüş saatler/Eskimo evleri erir aniden”; “adres defterlerinden uğultular yükselir/isimleri çizilmiş ölülerin matemi” mısralarına, zaman-evren-hayat boyutuyla gelenek ve dünyaya bakışın izlerini görürüz.

Ali Ural’ın yine ilk kitabında yer alan şiirlerinden “Müstamel”, daha adından başlayarak geleneğe bir gönderme-telmih yapmaktadır. “Eski”, “kullanılmış olan” karşılıklarıyla “müstamel” kendi içinde bir referansı barındırmakla kalmayıp “müstamel bir gülüştü daha önce kullanılmış/benzeri defterlerde saklanan bir puldu” şeklindeki özel kodlu ve üst okumalı söylemi de öne çıkarmaktadır. Şairin yine aynı kitabındaki “Kurdele” şiirinde “gözlerini yumdu suda nilüfer/kâğıttan kayığımı çekti üstüne”; “kana karıştı zehri iğnenin/beyaz topuzlu aşk üstüne” mısralarıyla tekrar söz sanatlarının gücünü şiire taşıyarak yeni bir evren oluşturmuştur. Bu şiirde geçen, “nilüfer”-“kayık”, “zehir-aşk” kelimeleriyle yapılan tenasüp-uyum sanatı ve sonradan “toplu şiirler”ine isim olacak “kana karışan” söylemi de gözden kaçmamaktadır. Yine, aynı kitaptaki metaforik ve çoklu göndermeli bir şiir olan “Adam Asmaca”, kelime kadrosu ve (s)imge anlatım kadar; içinde bir olay örgüsünü de barındırması bakımından önemlidir. Ki şiirde geçen, “bir oyundu, çocukluğumuzda oynardık/önce nokta nokta bir cümle/ve sonra harf sorardık/ilk bilemediği harfe bir kafa/ikincisine bir gövde” bakış ve söylemi, şiir-hikâye arasındaki bağlantıya da işaret etmiştir. Bu kitaptan örnek vereceğimiz son şiir ise “Masal” başlığını taşımaktadır. Şair, bu şiirinde yer alan, “sabah serini/derindeki balığı üşütmüştü” söylemiyle, mübalağa sanatı ve fabl dünyasına bir selam göndermiştir.

Ali Ural, son şiir kitabı yani toplu şiirlerinin yer aldığı Kana Karışan’da yer alan “Topu Taca Atarken”2 adlı şiiri çok katmanlı bir okuma ve simgesel anlatımla okuyucu karşısına çıkmıştır. Futbol üzerinden modern dünya ve hayata göndermelerin yapıldığı bu şiirde, futbol literatürünün kendine ait dili öne plana çıkmaktadır. Şiirde geçen özellikle, “top”, “taç”, “gol”, “stadyum”, “penaltı”, “forma”, “kaleci”, “şampiyon”, “spiker”, “kale”, “maç”, “saha” ve “çim” kelimelerinin her biri ayrı birer gönderme, çift anlam ve okuma gücünü sahip olup modern şiirin duruşunu yansıtmaktadır. Dahası, şiirdeki “gol atıldıkça değil meyve verdikçe ayakta stadyum” söylemi tam bir mısra-ı berceste özelliği göstermektedir. Yine bu şiirde geçen, “topu taca atsam her seferinde serinlemek için”; “formamı isteyen yok bir korkuluk yapabilirim ondan” ve “bozuk para yağdığında nasıl kararır çim” mısraları da söyleyiş güzelliği ile anlam derinliği olan ve estetik yönden öne çıkan anlatımlardır. Öte yandan, “Topu Taca Atarken” adlı şiirde, bütün güzelliğinin yanında parça güzelliklerini görmekteyiz. Ki bu durum, esasen şairin tema kadar şairin metne olan hâkimiyetini ve anlatım gücünü de ortaya koymaktadır. Keza, bu şiirde öne çıkan, “topu taca atmak”, “panter kaleci”, “topun kalbi”, “kesik top”, “kekeme spiker”, “dakika kazanmak” ve “maç kazanmak” gibi futbol terminolojisine ait deyim-eğrelti-söz sanatının şiirdeki görüntüsü şairin güç ve hâkimiyetini gösteren özel kullanım ve anlatımlardır.

Sonuç olarak, Ali Ural’ın şiir dünyası, şiir anlayışı, şiire yaklaşım ve teknik tarafları gelenekten beslenen ancak modern yapı-form ve söylemi içinde barındıran bir özelliğe sahiptir. Bunun dışında, kültür şiiri, lirik şiir ve neo-epik söylem koordinatlarını birbiriyle bütünleştiren bir özelliği barındıran Ali Ural’ın şiiri, modern çağ, XX. ve XXI. yüzyıl şiirinin önemli halkalarından birini oluşturmaktadır.

1 Bk. A. Ali Ural, Kana Karışan-Toplu Şiirler, İstanbul 2022, Şule Yayınları, 420 s.

2 Bk. Ali Ural, “Topu Taca Atarken”, Karabatak, Nr. 52, Eylül-Ekim 2020, s. 5; A. Ali Ural, Kana Karışan-Toplu Şiirler, İstanbul 2022, Şule Yayınları, s. 345.