Ali Ural; şair, öykücü, denemeci ve ayrıca bir hocadır. Klasik bir üniversite hocasından söz etmiyorum elbette. Gerçek anlamda edebiyat âlemine şair ve yazar yetiştiren hakkıyla bir hoca. Cahit Zarifoğlu’nun edebiyat dünyasındaki ağabeyliği gibi, ilerleyen zamanlarda görülecektir ki Ali Ural’ın bu vasfı diğerlerini bastıracaktır. Bu, Ali Ural’ın şairliği, öykücülüğü ya da denemeciliğine halel getirecek değil elbette.
Edebi türler arasında deneme, kendine has ve geniş bir kulvarda at koşturduğu için farklı bir türdür. Nesir olduğu hâlde kurgusal bir metin olmadığı için yazınsal kalitesini belirlemek de çoğu zaman zordur. Hâl böyle olunca da denemenin kendine ait kriterlerini belirlemek için elimizde pek de nesnel veriler olmadığını söylememiz gerekir. Eleştirmenlerin estetik tecrübe ve zevkine güvenmekten başka çaremiz de kalmaz aslında. Elbette eleştirmenlerin estetik zevkinin de bir ölçüt olduğunu kabul etmemiz gerekir çünkü edebiyat nesnel değil öznel bir alandır sonuçta. Denemelerin yazınsal kalitesini belirlemek için belirli ölçütler olmasa da işledikleri konuya göre sekiz çeşit denemenin olduğu varsayılmaktadır. Bunlar, saf/klasik deneme, eleştirel deneme, tarihi deneme, portre denemeleri, kent denemeleri, nekrolojik deneme (bir kişinin vefatı üzerine yazılan denemeler), güncel denemeler, mesleki denemeler ve fantezi denemeleridir. Biraz daha detaya inilse muhtemelen daha başka denemelerin olduğu da görülecektir düşünsel denemeler, dini denemeler, felsefi denemeler vb.
Bana göre Ali Ural denemeciliği yukarıda adını saymadığımız bir gruba dâhil edilmelidir. Bu tarz bir denemecilik aslında köklerini bizim köklü medeniyetimizden alan bir alanın ürünüdür. Bunu hikmet denemeciliği olarak adlandırabiliriz. Bilindiği üzere bizim edebiyatımız manzum metinler -eğer şiirselliği yüksek ise şiir- üzerine kuruludur. Bizim medeniyetimize ve edebiyatımıza şekil veren öz, Kuran’dır. Kuran’a göre Müslüman boş sözden kaçınmalıdır. Müslüman edebi eser yazıyorsa bu kaçınma birkaç kat artacaktır. Yazıya geçen söz kalıcıdır. Bundan dolayı yazı yazmak, söz söylemekten hem daha kıymetlidir hem de daha çok dikkat gerektirir. Bu sebeple yazılan metnin insana fayda sağlaması, okura yön vermesi murat edilir. Mesnevi, Bostan, Gülistan, İlahiname gibi metinler, doğrudan hikmetli söyleyişi esas alarak okura yön verir. Ali Ural denemeciliğinin arka planını gelenekten gelen bu damar besler. Ancak Ali Ural denemelerinde teknik olarak klasik hikemi söyleyişin aynısı bulamazsınız çünkü yazar, bu çağın çocuğudur ve bu çağın gereklerine göre, bu çağın diliyle okuruna seslenir. Çünkü o ne Attar ne Mevlana ne de Sadi’dir. Onların zamanında olsa Ali Ural, belki de bir mesnevi şairi olacaktı.
Ali Ural, denemelerinde vermek istediği fikri belirler, bu fikri geliştirmek için bazen Doğu’nun bazen de Batı’nın kültürel verimlerini devşirir; sonra sade ve akıcı bir anlatımla okuruna sunar. Makyaj Yapan Ölüler kitabının “Şarkı Söyleyen Atlar” başlıklı yazısında Epiktetos’tan alıntıladığı şu cümleler üzerinden insan tabiatının özünü, onu hayvandan ayıran asıl özelliği ortaya koymuştur: “At şarkı söyleyemediği için talihsiz midir? Hayır, ama koşamazsa talihsiz olur. Köpek uçamadığı için talihsiz midir? Hayır, fakat koku almazsa talihsiz olur. İnsan, aslanları boğamadığı ve olağanüstü işler yapmadığı için bedbaht mıdır? Hayır o, bunun için yaratılmış değildir. Ama temizliği, iyiliği, vefayı ve adaleti kaybettiği ve ruhuna Tanrı’nın işlediği ilahi değerler silindiği vakit bedbahttır” (s. 29).
Yazarın odaklandığı konunun temelinde genelde insani ya da İslami bir öz olur. Yazar bu özü besler, detaylandırır, kimi zaman da süsleyerek okurun estetik ve duygusal tarafına ağırlık verir.
Fantezi deneme olarak adlandırılan -aslında şiirsel deneme denmesi daha doğru olacak- deneme türüne ağırlık veren yazar, şiirin çarpıcı gücünden faydalanır. Bazen doğrudan okura seslenerek bazen de okurda şiirsel zevk uyandıracak ifadelerle metnin akışkanlığını artırır. Yazarın Posta Kutusundaki Mızıka adlı kitabındaki şu cümleler şiirsel anlatımına örnek gösterilebilir:
“Sevgili Dost,
Zift şelaleleri akan bir tabloda, yıldızların yerde olmasına şaşmamalı. Şaşmamalı dans etmesine yılanların, yürümesine Hintli’nin çıplak ayaklarla ateş üstünde. Ama şaşmalı camların esirlerine, şayet hürriyet, istememekse” (s. 17-18).
Şair bir denemeci olması bağlamında şiirsel anlatım elbette doğaldır, bana göre iyi bir denemenin özelliklerinden biri olarak da sayılmalıdır. Çünkü şiir ayrı, şiirsellik ayrı bir kavramdır. Her şiir şiirsel olmayacağı gibi, her şiirsel metin de şiir değildir. Bazen felsefi veya dini metinler bile şiirsel olabilmektedir. Bu da metnin okunurluğunu artıracaktır. Ali Ural’ın denemelerinde şiirselliği çok iyi kullandığını söyleyebiliriz. Bu açıdan Sezai Karakoç’un Yitik Cennet gibi debisi yüksek denemelerine benzetilebilir.
Ali Ural denemeciliğinin bir başka özelliği de anlatıya yaslanmasıdır. Kimi zaman öykü ve deneme arasında gidip gelen bazı metinlerin olduğunu söylersek abartmış olmayız. Bir denemenin anlatının gücünden faydalanması doğru mudur, değil midir derseniz, bana göre doğrudur; anlatı, deneme dilinin akışkan olmasını sağlar. Çünkü okur, kuru bilgiden ya da gazete haberinden çok da hoşlanmaz, asıl mesele onu okunur kılabilmektir. Burada da şiirsellikten ve anlatı dilinden faydalanılması oldukça yerindedir. Elinizde bir olay metninin ya da bilginin olması bir anlam ifade etmez. Asıl mesele o gazete haberini okunur bir metne çevirebilmektir ki yazarlık da orada başlar zaten. Suç ve Ceza’nın bir gazetenin üçüncü sayfa haberlerinden çıktığını biliriz ama asıl marifet oradan roman çıkarabilmektir. Ali Ural, bunu en iyi şekilde yapan usta bir denemecidir. Olayı alır ve onu kısa bir metin marifetiyle olay örgüsüne çevirir. Söz gelimi Makyaj Yapan Ölüler kitabının “Zirvede Bir Kar Leoparı” başlıklı denemesinde dağcılık heveslisi Dr. Hakan Güvenç’in ölümünü bir anlatıya çevirerek, kuru bilgiden okunabilir bir deneme çıkarır. Bir kar leoparı gibi zirveleri düşleyen doktor, sağlık problemi yaşasa bile zirveye çıkmayı arzular. Bu arzunun peşindeyken de fenalaşıp bin iki yüz metrelik bir buzul çukuruna düşerek ölür. Ali Ural, buna benzer bilgi parçalarından olay örgüsü çıkarabilmektedir.
Yazarın denemelerinde göze çarpan önemli bir nokta da modern insanın çıkmazlarını, dramını, trajedisini bir mesele olarak işleyip oradan erdemli bir insan ve toplum arayışını ortaya koymasıdır. Yazarın denemelerinde seçtiği örneklerin çoğu sınır kişilikler ve insan olmanın sınırlarını olmadık yerlerde arayan insanlardır. Oysa yazar, insan olmanın aslında daha kolay bir şey olduğunu ortaya koyar. Merhamet duymak, iyilik yapmak, başkalarının sesine kulak vermek, kendi özüne sahip çıkmak vb. erdemler insanı insan kılan temel unsurladır yoksa yüz çivi yutmak gibi deneyimler insanı gerçek insan kılmaz.
Ali Ural denemeleri, Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Yazarın bu tarz denemeleri, okurunu hem bilgi hem de irfan bakımından besler. Okur sadece bilgi edinmez, aynı zamanda bir arınma yaşar, estetik bir tecrübe marifetiyle bir istikamet kazanır. Boşluğun, yönsüzlüğün, kimlik çoğulluğunun içinde kimliksizliğin hâkim olduğu postmodern zamanda istikamet, insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeydir.
Kaynakça
Ali Ural, Makyaj Yapan Ölüler, Şule Yayınları, İstanbul, 2004.
Ali Ural, Posta Kutusundaki Mızıka, Şule Yayınları, İstanbul, 2019.
Teferrüc Sayı 26 2025 Ocak Şubat Mart