A. ALİ URAL’IN POETİKASI – Yunus Emre Altuntaş

A. Ali Ural toplu şiirlerini 2022 yılında “Kana Karışan” ismiyle bir araya getirdi. “Toplu Şiirler” bir şairin ustalık dönemine ulaştığının işaretidir. Bu esere verilen isim ise şairin poetikasının ipuçlarını verir. “Kana Karışan” ismi Ural’ın şiir anlayışının adeta özeti gibidir. Şiiri hayatın, ruhun doğal uzantısı adeta cevheri gören bu yaklaşım “Şiir Hayat” olarak da tanımlanabilir. Yani şaire göre şiir, hayatının tam merkezindedir. Ural’a göre şiir anlaşılmak için yazılmaz. Aristo’nun tanımına benzer şekilde olanı değil hayalde olanı anlatır şiir. Eğer ki bir şair “masa” dediyse o masadan fazla bir şeydir. Bu tıpkı arının bal yapıp bunu izah edememesine benzer. Şair şiirini izah edemez, etmemelidir de. İlham şiir için bir başlangıçtır. Şair buradan aldığını yeteneğiyle ilerletir ve şiirini tamamlar. Valery’nin poetikasını çağrıştıran bu yaklaşım Ural’da daha da derinleşmiştir. Yani çalışmayla ilham zenginleşir. Samimiyet olmadan da şiir olmaz. İmam Şafii’nin dediği gibi; İyi şair kara bir yılan, şiir ise onun salyası ve özüdür. Şiirde yapay sözden, tasannudan uzak durulmalıdır. Biçim anlamında ise şiir kafiyeye esir düşmemelidir. Çünkü şiir sanatında tek enstrüman kafiye değildir. Şiirde en önemli unsur ritimdir. Şair ritmi bulduysa gerisi gelir. Ezra Pound ve Eliot’da önemli yer tutan ritim anlayışı Ural’ın modern şiirin gelişimine vakıf olduğunun göstergesidir. Ona göre şiirdeki ahenk de bir o kadar önemlidir. Haşim’in Mallarme’den aldığı bu yöntem Yahya Kemal ve Tanpınar’da da başat rol oynamıştır. Ural’a göre şair ahengin nereden geldiğini bilmez. Şiiri farklı kılan da bu bilinemezci yapısıdır. Şiirde klişeden kaçmak gerekir. Bu sebeple de her şiirde yeni bir şey söylemek endişesi taşımalıdır şair. Çünkü özgün sesin taklidi olmaz. Bu anlamda Ural, kendi şiirini bir orman yangınına benzetir. Ses ve anlam matruşka gibi içiçe geçmelidir. Fakat burada aslolan anlam değil biçim ve üslup olmalıdır. Ona göre bir tek edebiyat türü vardır: Şiir. Bütün türler onun türevidir. Şair yazdığı denemeler ve öyküleri şiirinin birer verimi olarak görülür. Dilin bu büyülü imkânına başvurmadan her nesrin biraz çorak kalacağını bildiğinden, nesirde bile şiir atından inmeyen bir şairdir Ural. Ona göre “İnsan”dan uzaklaşan şiirin “insan”a döneceği günler yakındır. Keskin hatlarla oluşturulan şiir şablonları onun için hiçbir şey ifade etmez. Bir metne önce şiir midir değil midir diye bakmak lazım. Şiir üzerine söylenen sözlerin pek çoğu şair yalanlarıdır. Üslup, şekil, anlam ancak şiir bir ruh taşıdığında kıymet kazanır. Edebiyat hayatın gizli yüzü, hayattan ayrı bir şey değildir. Her sıradan resmin arkasında sezgiyle nüfuz edilebilecek büyülü bir alan vardır. Şair bu sırrı görebilendir. Muhtevasında şiir barındırsa da hayatın estetik ve ironik katmanları ancak çerçevelendiği zaman güçlü imgelere, sembollere ve alegorilere dönüşür. Ona göre şair gözüyle hayata bakabilmek beraberinde “bütün” içindeki “özel” alana ulaşmayı da sağlar. Mecazın sihirli değneği balkabağını saltanat arabasına, fareyi ata çevirir. Bunu bir illüzyon olarak görmemek gerekir. Okumanın en üst mertebesidir, hayatı okumak. Mevlana’nın “Lâyık olana taş ve kerpiç konuşur” sözü adeta Ural’ın yaklaşımını özetler. Ural, şiiri içinde bulunduğu çağa direnme aracı olarak görür. Kendisi de bugünün şiire getirdiği bütün sorumlulukları yüklenmiş biri olarak (Özer, 2007) şairin sorumluğu noktasında şairlerin toplumlarını gözetmeleri gerektiğine inanır: “kucaklayamaz kapı kolları/koluma gir diyemez kapı kolları/yalnız körler farkeder/masa temizlenirken ıslak bir bezle/sofradan kalkan açları” (Ural, 2007).

Modern Şiirin İzinde Özgün Bir Ses

Rimbaud, bundan 150 yıl önce Izambard’a gönderdiği ilk mektubunda “Ben bir başkasıdır” diye yazar. Yunus Emre’nin çok daha önce “Bir ben vardır benden içeru” demesinin bir benzeridir bu. Rimbaud’nun içindeki bir başka “ben”i haber veren bu tespit bir üst boyuta yükselerek kâhinliğe ulaşan şairin ruh durumunu imgeler. Bu nedenle Rimbaud’nun şiiri de bir başka şiirdir. Onunki döneminin şairlerini sarsan, nesneleri hatta harfleri/renkleri konuşturan sıra dışı bir şiirdir. Adeta bir yalvaç gibi henüz bilinmeyeni, görülmeyeni, duyulmayanı bildiren, ötelerden haber veren sır yüklü bir şiir. Ona göre şair insanlıktan sorumludur, dahası hayvanlardan da sorumludur. Keşfettiği hakikatleri hissettirmek, dinletmek zorundadır. Bu amaçla bir dil bulmak zorundadır. Kaldı ki her söz bir düşünce olduğu için, bir evrensel dilin zamanı gelecektir. Şair kendini dışardan bir yabancı gibi seyrederken, kendinden de sorumludur, dünyayı ve yaşamı değiştirmekten de… Bu onun için bir varoluş sorunudur.

Ali Ural’ın Şule Yayınlarından çıkan “Kana Karışan/Toplu Şiirler”i okuyunca Rimbaud’un uzun zaman önce yaşadığı varoluş arayışını ve yeni bir üslup çabasını anımsamamak elde değil. Çünkü Rimbaud göremese de kendisinden yarım asır sonra şiir onun işaret ettiği çizgiye çoktan girmişti. İmgenin başköşede yer aldığı bu yeni şiir, ön kabulleri yıkarak sadece şairin özgürlüğüne odaklanıyordu. Şair nasıl yazarsa yazsın yeter ki yürekten yazsın, yeter ki hissederek yazsın, yeter ki önce kendisini sonra da dünyayı tanıyarak yazsın. Çünkü şiirin sezgisi de etkisi de burada yatıyordu.

Kana Karışan Şiirler

Ömer görse sus derdi senin kelimelerinde is var huzura çıkamaz

deryalar taşımadan batık ırmaklar giymeden çıplak

Malik’in oğlu Kaab’ı bahar aldatmıştı senin baharın nerede

dilsiz alfabesiyle çığrıştı akvaryum sesinden kurtul

Ebu Lübabe’nin nefesiyle bağla kelimelerini direğe

“Kana Karışan/Toplu Şiirler” Ali Ural’ın ilki 1998, sonuncusu 2022 yılında yayımlanan beş kitabından oluşuyor. “Toplu Şiirler” tarzı eserleri farklı kılan temel husus şairin gelişimini hem kronolojik hem de üslup olarak görebilmektir. Bu durum muhteşem bir manzarayı kuş bakışı tecrübe etmek gibidir. Bu anlamda Ali Ural’ın şiirlerinde bazı ortak noktalar olduğunu görürüz. Öncelikle Ural’ın şiirleri bir imge sağanağını andırır. Şairlerin imgeyi belirli oranlarda kullandığını biliyoruz lakin Ural’ın şiirleri hemen her mısraında beliren güçlü imgeleriyle öne çıkar. Şair bu imgeler yoluyla güçlü çağrışımların kapısını aralar. Bu anlamda Ural’ın şiirlerini; okundukça çoğalan, okuyucunun dimağına göre şekillenen canlı bir evren olarak düşünebiliriz. Ural’ın kurduğu bu devasa imge evreni giderek genişleyen ve her daim canlılığını koruyan bir yapıyı haizdir.

şairle okur arasında sıçrar kaybolan balık

tutmak mı ne gezer dayanamazsın yazdıklarıma

Şairin kullandığı söz sanatları ve teknikler arasında ironi, alegori, paradoks, ses tekrarları, ahenk/ritim, benzetme, gönderme, bilinç akışı, tekrar, öyküleme ve kısmen kafiye gelir. Aslında Ural’ın şiirleri söz sanatlarının çoğu için adeta bir geçit törenidir. Fakat imgeye yaslanmış ironi ile çağrışım hepsinin önünde gelir.

yedi çift ayakkabım var ve nereye gideceğimi bilemiyorum

bilemiyorum kadranın altında ne var

Ural’ın sır şeklinde beliren ilk mısraından itibaren şiirinin genişlediğini ve bilinç akışı yoluyla ilerlediğini fark edersiniz. Şiirlerin önemli kısmı bir “tema” etrafında örülen fakat ilerledikçe bahse konu temanın sınırlarını aşarak bilinmeyen menzillere ulaştığını görürüz. Şair için bir martının, denizin, ağacın, suyun, kırmızı bir bisikletin, yıldızın, aynanın, ejderhanın, kanayan bir dudağın, dağın, makasın, külün, buzun, ateşin bambaşka çağrışımları vardır.

bir yıldız bile yeterken başını döndürmeye

başedemeyen koca bir gökyüzüyle

bir deniz var sudan korkan

Ali Ural’ın her şairde bulunması gereken gözlem ve çözümleme yeteneğini çok iyi kullandığını görüyoruz. Sadece insanları değil hayvanları, bitkileri hatta eşyaları imge yoluyla hayata imliyor. Durumları veya duyguları eşleştirirken de benzerlikleri çok iyi yakalıyor. Bu imgeler ve alegoriler yoluyla dünyanın tüm hallerini adeta resmediyor.

nedir bu dağınıklık ciltlet bu adamları

sırtlarına numara vur yan yana durmayı

öğrensinler

yan yana avlanmayı yanan kayıklarda

Ali Ural’ın şiiri için şairin “ben”inden başlayarak çevreye doğru genişleyen modern lirik şiir tanımlaması yapabiliriz. İkinci Yeni ile itibarı iade edilen imgenin -80 kuşağıyla iyice içine çekilen bireyci anlayışı yerine- Ali Ural şiirinde modern insanın türlü hallerine oradan da toplumsal konulara, dünyada yaşanan sorunlara kadar uzanan zengin bir yolculuğa dönüştüğünü görürüz. Dolayısıyla Ural’ın şiiri; muhatabını nazikçe sarsan, insanın ontolojik arayışlarını betimleyen, merhamete vurgu yapan, kimi halleri büyük bir incelikle eleştiren, haksızlıklar karşısında susmayan, unutulmaya yüz tutmuş değerleri hatırlatan, zalimleri kınayan güçlü bir şiirdir. Şiirin şairin dışında da gelişen bir yanı olduğunu görmek bakımından imgelerin nasıl çağıldadığını Ural’ın şiirlerinde tecrübe edebilirsiniz.

Şairin Hayatı Şiire Dâhil

A. Ali Ural, 1959’da Samsun Lâdik’te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara’da tamamladı. İlk şiiri Mavera dergisinde yayımlandı (1982). Eğitimi amacıyla bir süre Arabistan’da kaldı. İlk ciddi şiir denemelerini bu yıllarda gerçekleştirdi. Yükseköğreniminin ardından bir süre editörlük yaptıktan sonra Şûle Yayınları’nı kurdu (1990). Bu dönemde poetik anlayışını dönüştürdü. 1997-2000 arasında Merdiven Sanat (22 Sayı), 1997-2006 arasında Kitaphaber (29 Sayı), 2005-2007 arasında ise Merdiven Şiir (15 Sayı) adlı edebiyat ve sanat dergilerini yayımlayıp yönetti. 2006-2012 yılları arasında Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) İstanbul şube başkanlığını yaptı. Bir dönem de İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Repertuar Kurulu üyeliğinde bulundu. 1995’ten bu yana “Yaratıcı Yazarlık” atölyelerinde ve üniversitelerde usta-çırak ekseninde öğrenciler yetiştiriyor. 2012 yılında yayımlamaya başladığı bir edebiyat-düşünce dergisi olan Karabatak’ın genel yayın yönetmenliğini yapan A. Ali Ural’ın yirmiyi aşkın eserinin yanı sıra “Hızır’la Kırk Saat’in Kurgusal Yapısı” konulu bir yüksek lisans tezi ve “Türk Hikâyeciliğinde Anlatıcı-Okur İlişkileri (Sabahattin Ali, Sait Faik ve Mustafa Kutlu Örnekleri) konulu bir doktora tezi bulunuyor.

Kaynakça

Özer, Nilay (2007). “Hemzemin Geçitte Tuhaf Bir Şarkı’: A. Ali Ural’ın Şiirleri ve Estetik Sorumluluk”. Merdivenşiir. S. 13-14: 43-48.

Ural, A. Ali ( 14.08.2015). “Parçalanmış İnsan Parçalanmış Sanat”. Karabatak.

Ural, A. Ali (14.08.2015). “Maddenin Ruh Karşısındaki Yenilgisi: Şiir”. Karabatak.

Ural, A. Ali (2007). Körün Parmak Uçları. İstanbul: Şule Yayınları.

Ural, A. Ali (2008). Güneşimin Önünden Çekil. İstanbul: Şule Yayınları.

Ural, A. Ali (2014). Gizli Buzlanma. İstanbul: Şule Yayınları.

Ural, A. Ali (2022). Kana Karışan. İstanbul: Şule Yayınları.

Teferrüc Sayı 26 2025 Ocak Şubat Mart